Ben sanırdım âlem içre bana hiç yâr kalmadı / Ben beni terk eyledim gördüm ki ağyâr kalmadı. (8)

25 06 2007

 

Hatırı sayılır bir ayrılığın ardından gözyaşınızın dökülmesine sebep olacak bir arkadaşın varlığı, insanı şükre yönelten bir olgu. 

Şükür; bana beraberinde şunları da düşündürttü: 

İnsanoğlunun şu fani dünyada zorlukları göğüslemesi ne bileyim hayatını her türlü sıkıntıya rağmen devam ettirmesi için çevresinde olması gerekenler kimlerdir? Anne-baba’yı ve karı-koca olma durumundan mütevellit eş olma halini saymazsak, insanın kardeşinin ve arkadaşının olması çok önemlidir. Yakınınızda değillerse bile önemlidir, en azından varlar. 

Kardeşi (karındaşı) olmayan insanlar (misal: annem, anneannem ve daha nice tanıdıklarım) hep bir kardeş eksikliği içinde büyümüş olmalılar. Bir evin tek çocukları, yani hep eksik bir hayatı yaşamak durumunda olanlar; yani akşam ezanından sonra kavga edecek birini bulamayanlar, bir şeyleri paylaşacak hatta paylaşamayacak dahi kimseyi bulamayanlar; kendi kendilerine sevinip kendi kendilerine üzülenler… Onlara  ne kadar krallar gibi bakılsa da hep mazlum büyürler bence. İyi bir arkadaş paklamadıkça durumlarını yalnızlıkları nasırlaşır ruhlarında. 

Arkadaşlar ise genellikle ilk ve ortaokul sıralarında hayatımıza dahil olurlar, kimisi ve daha uzun sürecek olanları ise kişiliğimizin de yavaştan belirmesiyle lise ve daha sonrasına denk gelir. Çok daha sonraları da arkadaş edinilir çünkü bu bir ihtiyaçtır ve kaderinizin sizi kiminle, ne zaman, nerede tanıştıracağı bilgisi size verilen bir şey değildir. Arkadaşınız iyi gününüzde kötü gününüzde yanınızda olandır. Bazen kardeşinize anlatmadığınızı, arkadaşınıza anlatırsınız. Bu kayıp şehirde aynı sahilde gemileri yakanlardansınızdır ve bazen birbirinizi teselli eder bazen kutlarsınız… 

Bu ikisinin yokluğu ise insanı içinden çıkılmaz bir çukurun içine atabilir. En az birisinin varlığı [ki birini elde etmek teoride her zaman mümkünse de diğerini elde etmek size bağlı olmayan bir gelişmedir] sizi iflah olmaz bir yalnız yapmıyor. O kadar da yalnız değilsiniz! Şimdi sorun kendinize, ben ne kadar yalnızım diye. Daha ne olsun değil mi? Yaşamak dediğimiz böyle bir şey zaten; her şey tıkırında gitmiyor.

(8) Nîyazi Mısrî


İşlemler

Bilgi

Bir cevap

25 06 2007
tkscientist

Ya Rab! şükürler olsun sana.

Sabır, acı ağu’yu içerken yüzünü ekşitmemektir.

Yorum yapın