"hayalin senin en büyük düşmanındır..hayalin olmadığı zaman en cesur sen olursun.." (4)

31 08 2006
“Truth is stranger than fiction, but it is because Fiction is obliged to stick to possibilities; Truth isn’t.” (5)

İmdi,

Er kişi bir şeyi çok istiyorsa [(yanlış oldu er ya da hatun kişi, ya da Müslüman kişi demeliydim; zaten gerçekte büyük bir muhabbet beslediğim :) hatun kişilerin yazdığım bloglardaki dil yüzünden hakarete varan tepkilerine maruz kalmama rağmen onlara yine de sevgi beslemem bir hüsnü kuruntu değil zannımca.) (konuyu dağıttım yine, yazıya girişince kafama bir sürü tilki dolanıyor) ]

Evet er ya da hatun kişi bir şeyi çok istiyorsa istediğinin olabilmesi için istediği şeyin olduğunu hayal etmesi o şeyin gerçekte olmasına bir katkıda bulunacak mı ? yoksa şöyle bir yol mu izlemeli bizlere öğretildiği cihette.
İstenilen şey her ne ise onun olması için dua edilir. Bu istenilen şey yaradanın rızası dışında bir şeyse, olması için değil bunun olmaması ve bu isteğin sönmesi başka güzel ulvî isteklere dönüşmesi için dua edilir. Kişioğlu bununla kalmaz tabi duasını desteklemek için istediği şeyin olması için gereken gayreti gösterir, çaba sarf eder, ceht eder. (bu çaba, yeri gelir bir fırın ekmek yemeğe karşılık gelir, yeri gelir kırk gün hamallık etmeye vs.) beraberinde ve sonrasında ise tevekkül eder. Gayrısı Allah kerimdir. Nokta.

Hayal kurmak (adı üstünde kurmak bir kurgudan(5) bahsediyoruz, salt dünyevi bir yaklaşım tarzı bence), hayaller denizinde yüzmek ise şairin dediği gibi ipleri elden kaçırmak gibi, siz hayal ediyorsunuz başkaları yaşıyor, biraz epicurizm(6) e kaydırıyor ayağımızı… hayal kurmak gitgide hayalciliğe hatta bir çeşit uyuşukluk haline sürüklüyor gibi insanı. Yani hayal kurmak şunu andırıyor; iki kadeh atıp gevşemek, dalmak alemlere, yaşayamadığım istediğim diyemediğim olduramadığım bir alemden başka alemlere, hayallere gitmek.. bir uyuşukluk halinin resmedilmesi gibi.

Hayalleri olanlar ya da olduğunu sananlar bu söylediklerime katılmayacaklar veya zorlanacaklar. Kavramlar baş döndürücü aslında. Çok olmasını istediğimiz şeyin bir hayal olması gerekmiyor, aslında olmayacak şey hayaldir belki. Pokemon’lu bir dünya veya he-man’li orko’lu bir kahvaltı, hayal bu herhalde. Yerküre üzerinde beşeri olaylar zincirinde düşündüğümüzde ise olmayacak şey, yani imkânsız inancıma göre yoktur, her şeye kadir olan yaradan a inandığımıza göre. Ve gönülden istediğimizi bize vereceğini vaat ettiğine göre.
Kendimiz kandırmayalım O’nun vaadinden sonra hangi hayalin peşinde koşacağız?

Hayal kurmadan evvel ipler sizin kontrolünüzde, hayal kurduğunuzda ipler in bir kısmı hayalinizin bir kısmı başkalarının kontrolünde, rüyanızda ise ipler ne sizin ne de başkasının kontrolünde, daha gizemli yüce bir kontrolde gibi.

Ezcümle; mutluluk hayal kurmakla varılacak bir merhale değildir. Rüyalar ile mutlu olmayı tercih ederim. Welcome to the real world…

(4) old boy (chan-wook park)
(5) Mark Twain – (Gerçek, Kurgu’dan daha acayiptir, çünkü Kurgu olabilirlikleri gözetmek durumundadır, gerçeğin öyle bir zorunluluğu yoktur)
(6) epiküros’a (i.ö. 341-270) göre mutluluk erdem peşinde koşmakla değil, gündelik ve yalın kaygıların ötesinde sükun ve huzurla temin edilir. ona göre ruh dinginliği ve ilgisizlik iki temel ilkedir.





Annemi isterim !

21 08 2006

Kısır (adı niçin kısır veya gısır bilinmeyen ve bu yüzden insanı küçük yaşta mal eden bir çok bileşenli alaşımsı yenilesi şey), elmalı pasta, çörek, börek, peynirlisi, ıspanaklısı yok haşhaşlısı bilimum ev hanımı marifetlerinin bir bir sergilendiği bir kadınlar matinesimsi bişey, bi toplantı, organizasyon, apartman şeysi işte, düşünün.
Kadınlar ama kompile kadınlar yani, küçük bebeler de var gerçi zırıltılarıyla. Tabi dedikodunun bini bir para, derin! mevzulara dalınmış, cakcuka cakada cuka, hararet, tartışma, muhabbet üstü desibel rahatsızlık verici falan.
Aralarda kahkahalar, gülüşmeler, çeşit çeşit, Allah canını almasınlar, kültür ve yetiştirme tarzının getirdiği konuşma farklılıkları, aradaki kibar modern hayatı özümsemiş hanfendilerden dolayı herkeste bir seviyeyi yüksek tutma çabası falan derken kapı zili deli gibi ötmekteydi.

Evsahibi gürültünün lineer olmayan gelişigüzel ama ne gelişigüzel yani anlatamam frekansına rağmen kapıyı duyar; çünkü kendi zilinin yaydığı frekansa aşina.. kapının açılmasıyla içeriye hışımla fırlayan eleman, bütün o gelişigüzel dalgaların üstüne öyle bir dominant söz savurduki, sinüsünden randomundan tut da bütün o genlikleri sönümleyen bu ses şöyle yankılandı üzengilerde:

Annem nerde laynnnn !!! (soluk soluğaydı)

Bir insan evladının anasına ne kadar da ihtiyaç duyabileceğinin apaçık bir ispatını kanun mertebesinde kanıtlayıcı bu hadisenin gerçek kahramanı olan ve etrafında kendinden başka erkek bulunmayan bu kaçık Halîm di. Kadınlar topluluğuna reel olarak layynn diye hitap edemedim diye serseri düşüncelere girişmeyecekti ileride…

bitti.